|
· Çevrimiçi Ziyaretçiler: 1
· Çevrimiçi Üyeler: 0
· Toplam Üye Sayısı: 1
· En Yeni Üye: admin
|
|
|
|
|
|
İnsanlar, doğdukları günden itibaren çevresini gözlemlerler. Bu bakış, insanın ileriki yıllarındaki yaşamını da oluşturacağı birçok davranışın altyapısını da oluşturur. Ancak ne var ki, insanların ileriki yaşlarda şekillendireceği huylar ve özellikler, sadece dış dünyanın etkisi ile oluşmaz.
|
|
|
|
|
Bazen aşklardan, sevdalardan, insanlardan, yaşamdan, düşlerden kaçmak isteriz. Hep bir kaçış vardır... Sende cok yaparsın ya bu kaçışı... Düşlerini bırakırsın bir yerlere şimdi sırası değil dersin... Sevdalarını aşklarını bırakırsın beklemeye.. Senin daha önemli işlerin vardır çünkü...
Bir sevdaya zaman ayırmak gerekir çünkü... Ve senin zamanın değerlidir... Hiç bir sevda senin istediğin gibi değildir çünkü... Hep bir eksik, hep bir yanlış vardır seni sevenlerde, beklentilerin gibi değildir.
|
|
|
|
|
Siz, ruhsal deneyim yaşayan bir insan değil; insani deneyim yaşayan bir ruhsunuz |
|
|
Siz, spiritüel bir varlık, Yaratıcı Kaynağın ve Gücün bireysel var oluşusunuz, sizin kimliğiniz budur. En büyük günah, kutsallığınızı sorgulamaktır. Ruh her zaman daha büyük bir ifadeye açılan varlıktır ve sizin burada bulunma amacınız, ruhsal bir varlık olarak genişlemek ve büyümektir. Ortalama bireylerin sıkça karşılaştığı durumlardan biri, kim oldukları ve dünyanın ne olduğuyla ilgili yanlış bir tanım ve odak noktası ile yaşıyor olduklarının farkına varmalarıdır. Yaşamınızı sürdürebileceğiniz üç halka vardır. Gücün ilk halkası, gayri ihtiyari bir dünya ve içinde bulundurduğu tüm somut varlıklardır. Bu dünyada yaşamak doğal ve normal görünse de, ayakta kalmak inanılmaz bir güç gerektirir. Bu kadar kolay görünmesinin sebebi, doğduğunuz andan itibaren dünyayı gözlemlemeye koşullandırılmış olmanızdır. Dünyayı, ilginizle ayakta tutarsınız, ilginiz kayarsa, sizin bildiğiniz dünya da sarsılır. Gücün ikinci halkası, Ruhun soyut dünyasıdır. Bu alışılmadık bilinç dünyasına insan, enerji çoğaltımıyla girmeyi öğrenir. İkinci halkanın diyarını keşfetmeniz için size yardımcı olacak pek çok uygulama vardır, ama bunu başarmak, inanılmaz bir odak ve disiplin gerektirir. |
|
|
|
|
Sevgi halkası ilk önce kalbinde ortaya çıkmalıdır |
|
|
Kişinin kendisini sağlıklı bir biçimde sevmesinin çok büyük bir dini değeri vardır. Kendisini sevmeyen kişi asla başka birisini sevemeyecektir. İlk sevgi halkası kalbinde ortaya çıkmalıdır. Şayet o senin için ortaya çıkmamışsa başka kimse için çıkamaz çünkü herkes senden çok daha uzaktadır.
Bu durgun bir göle taş atmak gibidir; ilk halka taşın etrafında oluşur ve sonra uzak kıyılara doğru yayılmaya devam edecektir. İlk sevgi halkası senin etrafında olmalıdır. Kişi kendi bedenini sevmelidir, kişi kendi ruhunu sevmelidir, kişi kendi bütünlüğünü sevmelidir.
|
|
|
|
|
Pazartesi farkında olmadan Salı.. Salıda Çarşamba oluyorsa... Perşembe geldiğinde haftasonu için geri sayılıyorsa, Birinci hafta yerini ikinciye, ikinci üçüncüye |
|
|
|
|
YARIN KIMSEYE VAADEDİLMEMİŞTİR.. |
|
|
"Uzun zamandan beridir hayatın -gerçek hayatın- başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel, öncelikle erişilmesi gereken birşey, bitmemiş bir iş, hizmet edilecek zaman,ödenecek bir borç oldu. Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladim ki bu engeller benim hayatımdı." Bu görüş açısı, mutluluğa giden bir yol olmadığını gösterdi. |
|
|
|
|
Öğrendim ki...Arkadaşlarımın değişebileceğini kabul edersem, arkadaş değiştirmek zorunda kalmam.
Öğrendim ki...En sevdiğim kişi bile beni bir kez kırabilir, ama o her zaman affedilmeyi hak eder.
Öğrendim ki...Gerçek dostluk ve gerçek aşk, araya mesafeler bile girse büyümeye devam eder.
Öğrendim ki...Bir saniyede yaptığım birşey bana hayat boyu kırık bir kalp bırakabilir.
Öğrendim ki...Olmak istediğim gibi biri olmak bazen hayat boyu sürebilir.
Öğrendim ki...Sevdiklerimin yanından ayrılırken son sözlerim güzel şeyler olmalı, belki de bu onları son görüşümdür.
Öğrendim ki...Yaptıklarımın sorumluluğu bana aittir, nasıl hissedersem hissedeyim.
Öğrendim ki...Biz davranışımı kontrol etmezsem davranışlarım bizi kontrol etmeye başlar.
Öğrendim ki...Bir ilişki ne kadar ateşli şekilde başlasa da, tutku gün geçtikce söner. Birbirine gerçekten bağlı olanlar, kalplerindeki sevgi asla sönmeyenlerdir.
Öğrendim ki...Kahramanlar, doğru şeyi doğru zamanda ve sonuçlarını düşünmeden yapanlardır.
Öğrendim ki...Adalet parayla sağlanmaz.
|
|
|
|
|
ZENGİNSİNİZ AMA FARKINDA DEĞİLSİNİZ !! |
|
|
Yaşama küsme hakkınız yoktur.Neden böylesine mutsuzsunuz ?
Nasıl bu denli karamsar olabiliyorsunuz ?
Belki işinizden memnun değilsiniz, belki çevrenizden...Maaşınızı az buluyor, ya da kendinizi beğenmiyorsunuz...
|
|
|
|
|
Tanrı'dan, beni alışkanlıklarımdan kurtarmasını diledim.Bana dedi ki ;
"Olmaz ... Kurtuluşu bende değil, kendinde ara!..."
Tanrı'dan, bana sabırlı olmayı bahşetmesini diledim.Bana dedi ki ;
"Olmaz ... Sabır, büyük sıkıntılarla yanyana anılır, bahşedilmez,öğrenilir...
Tanrı'dan, bana mutluluk vermesini diledim.Bana dedi ki ;
"Olmaz ... Ben sana nimetler veririm; Mutlu olup-olmamak sana bağlı.
|
|
|
|
|
Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. İşvereni olan müteahhide, çalıştığı konut yapım işinden ayrılmak ve eşi, büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yaşam sürmek tasarısından söz etti. Çekle aldığı ücretini elbette özleyecekti. Emekli olmak ihtiyacındaydı, ne var ki.
Müteahhit iyi işçisinin ayrılmasına üzüldü. Ve ondan, kendine bir iyilik olarak, son bir ev daha yapmasını rica etti.
|
|
|
|
|
ÇEVRENİZDEKİ İNSANLARA BAKMAK GELİYORMU HİÇ AKLINIZA? |
|
|
Bakın...
Çok ama çok değişik suratlar, ifadeler göreceksiniz. Bunların arasından birilerini seçin kendinize;
konuşmak, arkadaş olmak, beraber çalışmak veya herhangi bir vakti paylaşmak istediklerinizi...
Kim onlar? Nasıl görünenler, tercih ettikleriniz?
Mutlu olmak bir tercih.
Mutlu görünenler aptal değil... Mutlu görünenler umursamaz, vurdumduymaz değil...
Üstelik mutlu görünenler de etten kemikten yaratılmıştır; başları, dişleri ağrıyor...
Öksürüyor, hapşırıyor... Batıyor, çıkıyor, taksit ödüyor.
Onlar da kira veriyor, onlar da maaşını yetiştirmeye çalışıyor, okula çocuk gönderiyor, yağmura yakalanıyor, ıslanıyor, üşüyor, acıkıyor, susuyor. Mutlu görünenler de vergi ödüyor...
Mutlu görünenler de öleceğini biliyor...
|
|
|
|
|
|